Vitamin Deposu Ahududu

Vitamin Deposu Ahududu

Ahududu meyvesi çileğe benzetilir, bu yüzden ağaççileği de denir halk arasında. Böğürtlenden farklı yanı ise, olgunlaşan meyveler toplanırken ortasındaki göbek bölümü veya sap kısmı meyvenin sapıyla birlikte kopar. Ezilip dağılmayan meyvelerin, sapından ayrılırken orta kısmında küçük bir boşluk kalır. Esasen tek bir meyve değildir, bir araya gelen meyvecikler topluluğudur. Bu tarz meyvelere üzümsü meyve denir.

Böğürtlen gibi rubus cinsindendir ve bilimsel adı da rubus idaeustur. İdaeus sözcüğü, İda Dağı (bugünkü Kaz Dağı) adından gelir. Çünkü Eski Romalı Tarihçi Plinius’ un tezine göre bu dağ ahududu meyvesinin anayurdudur. Afrika’ nın kuzeyi ile Asya’ nın Kuzeybatısında kendiliğinden yetişen bu meyve çağlar boyunca toplanıp tüketilmiş, 16. yüzyıldan sonra da tarımsal olarak üretilmeye başlanmıştır. İkinci yılında meyve verdikten sonra kuruyan bir diken çalısıdır.

Kümecikler oluşturan küçük beyaz çiçekleri Mayıs-Haziran aylarında açar; kırmızı meyveler ise genelde sonbaharda olgunlaşır. Türkiye’ de bugün yabani olarak yetişir ve bu bitkinin tarımsal ekimi 1970′ li yıllarda başlamıştır. Avrupa’ da ABD’ de bu ürünün tarımına büyük önem verilir. Oralarda bu özel bahçeler ekilerek sarı, beyaz ve siyah meyve veren ahududu ağaçları yetiştirilmiştir.

Serin ve nemli iklimlerde daha çabuk olgunlaşır. Bitkisinin tohumları veya kök sürgünleri daha çok sıralar halinde ekilir ve direkler arasına gerilen tellerle desteklenir. Genç bitkilerin daha sağlıklı gelişmesi için yaşlı ağaçların kuruyan dalları kesilir. Taze olarak yenilebilir, bunun yanında reçel, pasta, marmelat, dondurma ve likör yapılabilir. C vitamini ve mineraller açısından inanılmaz derecede zengindir ve hastalıklara deva olacak niteliktedir bu meyve. Türkiye’ de daha çok “frambuaz” adıyla bilinir.

  • Site Yorum

Bir yorum bırak