İstanbul’ u Fetheden Bina, Rumeli Hisarı

İstanbul’ u Fetheden Bina, Rumeli Hisarı

1451 yılında, dönemin Osmanlı Padişahı Sultan II. Murad’ ın ölümüyle, oğlu Sultan II. Mehmed ülkenin yeni padişahı oldu. O zamanlar gürbüz bir delikanlı olan II. Mehmed, daha önceki Osmanlı padişahlarının sürekli ele geçirmeye çalıştıkları, fakat bir türlü elde edemedikleri İstanbul’ u Osmanlı topraklarına katma konusunda son derece kararlıydı. Peki Sultan II. Mehmed sadece savaşarak mı aldı İstanbul’u? Ya da devasa gemileri kara topraklar üzerinden sürükleyerek mi ele geçirdi İstanbul’ u. Kesinlikle hayır. Bu saydığımız etmenlerin elbette büyük bir etkisi vardır fetihte. Fakat Rumeli Hisarı yabana atılacak cinsten bir yapı değildir.

İstanbul’ un Sarıyer ilçesinde heybetli bir şekilde yükselen surları ve ihtişamlı yapısıyla, kendisini seyredenleri tarihin tozlu sayfalarında mükemmel bir yolculuğa çıkarır adeta. 15 Nisan 1452 tarihinde ilk temellerinin atılmasıyla birlikte yükselen Rumeli Hisarı, İstanbul kuşatması esnasında Akdeniz’ den gelerek Çanakkale Boğazı’ ndan geçip İstanbul’ a yardım götürmeyi amaçlayan Haçlı gemilerini geri püskürterek kuşatmaya müdahale etmelerine engel olmak amacıyla yapılmıştır. Yapım süresi 3 ay kadar kısa sürdü ve çağının en görkemli yapıtları arasında yerini aldı. Rumeli Hisarı’ nın yapılmasıyla beraber Hristiyanlar umutlarını daha da çok yitirmeye başladılar. Güvenebildikleri tek şey İstanbul’ un muazzam surlarıydı. Fakat Rumeli Hisarı İstanbul surlarının karşısına heybetli bir şekilde dikilmiş, adeta o surların bütün ihtişamını yerle bir ederek Hristiyanlara büyük bir darbe vurmuştur. Hisarın yapımında yaklaşık 300 usta, 800 dolaylarında işçi, 200’ e yakına arabacı, nakliyeciler ve diğer işlerden sorumlu insanlar çalışmıştır. 60.000 metre karelik bir alana yerleştirilen Rumeli Hisarı’ nın bulunduğu bölge o kadar kritik bir bölgedir ki; boğazın en dar kısmında olduğu için Anadolu kıyılarını ve arkasında duran İstanbul surlarının olduğu bölgelerde yaşanan gelişmeleri çok rahat biçimde takip edebiliyordu Osmanlı bu tarihi baş yapıt sayesinde.

Hisarın inşasına uzaktan bakıldığı zaman Arapça harferle “Muhammed” yazısına benzer bir şekilde tasarlandığı gözlerden kaçmıyor elbette. 31 Ağustos 1452’ de sona erdi Rumeli’ nin yapımı. İnşası bittiği andan itibaren Osmanlı için bir umut saçıyordu adeta etrafına. Muazzam İstanbul surları dahi onun önünde eğilmek istiyorlardı adeta. İstanbul kuşatması boyunca çok büyük stratejik öneme sahip olan Rumeli Hisarı, kuşatma bitip İstanbul’ un Fethi tamamlandıktan sonra haberleşme aracı olarak kullanılmaya devam etmiş, fakat eski önemini maalesef yitirmiştir. Bunun sebebi ise Osmanlı Devleti’ nin İstanbul’ u bütün tehditlere karşı koruyacak kadar güçlenmesi olmuştur. Yabancıların kuşatmaya cesaret dahi edemeyecekleri bir İstanbul’ da Rumeli Hisarı’ na tekrar savunma amaçlı ihtiyaç duyulmasına elbette gerek yoktu.

Bugün İstanbul’ a yolculuk yaptığımız zamanlarda, boğazın serin sularından bakıldığı zaman adeta İstanbul’ un Fethi’ ni bizlere görsel bir şölenle anlatan, İstanbul’ u Fetheden Bina Rumeli Hisarı, tarihin tozlu sayfalarında depremler, yangınlar gibi büyük felaketlerle yüz yüze gelmiş olmasına rağmen, bütün ihtişamıyla boğazın her noktasında bulunan sayısız insanı ve İstanbul’ u selamlamaktadır. Hisarı görmek için de bölgeye binlerce turist akını olmaktadır. İstanbul’ un gizli tarihi, Rumeli Hisarı’ nın ihtişamlı surlarında gizlidir şüphesiz.

  • Site Yorum

Bir yorum bırak